Geçen hafta ExpeBİZ Deney Tasarımı ekibi olarak “Yenilikçinin Hipotezi” kitabının yazarı sayın Micheal Schrage ile bir araya geldik. Micheal Schrage’nin kitabında altını çizdiği konulardan biri “İyi Fikirlerin Genellikle Kötü Yatırımlar” [1] olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü “İnovasyonun ekonomik değeri, fikirlerin niteliğinden çok uygulamanın niteliği ile belirlenir” [2] diye belirtmektedir. Yani inovasyon veya süreçlerdeki iyileştirmelerde başarının sırrı düşünmek değil, bunu uygulamaya geçirmektir. Peki firmalar ve çalışanları, etkin ve öğretici deney tasarımı uygulamak konusunda hangi adımları atmalılar:

 

Basitten başlamak: Verilerin, bilgilerin katlanarak arttığı ve problemlerin iç içe girdiği günümüz dünyasında konuları basitleştirmenin ve basitten başlamanın kazandırdığı momentum, deney tasarım sürecini bambaşka boyutlara taşıyacaktır. Karmaşık veya sadece kendimizin içselleştirdiği hipotezler yerine basit ve anlaşılır hipotezler, uzun süren çetrefilli testler yerine sonuçları güvenli bir şekilde gözlemleyebileceğimiz kolay kontrol ve deney grubu karşılaştırmaları ile hızlı kaydedeceğimiz ilerleme ve sonuçlar bizi tatmin edecek ve sonrası için zincirleme bir başlangıç olacaktır. Başlangıçta yapılan karmaşık ve düzensiz tasarım kurgularının sonuçsuz kalıp , ümit kırıcı olması ise kaçınılmazdır.

 

Hata yapmaktan korkmamak: Thomas Edison’u hepimiz tanırız, en büyük icadı hayatlarımızı değiştiren elektrik ampulü. Thomas Edison’a Elektrik Ampulünü icat ederken kaç deney yaptığı ve kaçında başarısız olduğunu sormuşlar. Cevap olarak “Hiçbirinde başarısız olmadım, 10.000 tane çalışmayan daha yol buldum ve öğrendim” cevabını vermiştir. Kendimize konfor alanları yaratmak ve bu “nasıl olsa işe yaramaz ve başarısız olacağım” inancı keşfedeceklerimizin önündeki en büyük engellerden biri olarak gözüküyor. Başarısız olmaktan korkmayalım çünkü, öğrenme deneylerle ile daha etkindir ve deneyler çoğu zaman başarısız oluyor. Aşağıda McKinsey’in deneyimsel öğrenmenin nasıl bir başarı yakaladığı ve etkinliği ile ilgili bir örnek paylaşıyorum.

Ölçeklendirmek: Salyangoz hızı ile değil, yapılan deneyleri ölçeklendirip bir kar topu etkisi yaratarak büyüme yakalamak. McKinsey’nin yaptığı araştırmaya göre firmaların ilk yıl %84, bir yıldan uzun bir süresinde pilot aşamasında takılıp kalıyor ve ölçeklendiremiyor [3]. Firmaların özellikle pandemi ile birlikte değişen koşullar ile dijitalleşme ve yeni teknolojilere yatırım yapmaları deneylerin ölçeklendirmesini hızlandıracaktır. Ama şunu da vurgulamak isterim ki firmaların dijital yatırım yapmadan önce dijitalleşme seviyelerini tespit edip yol haritaları oluşturmaları (DijiREKA) ve çalışanların dijital yetkinliklerini artıracakları sistemler (DijiELÇİ) kurmaları, ölçeklendirme çalışmalarının sürdürülebilir olmasını sağlayacaktır.

 

Rıfat Çetin

[1], [2] “Yenilikçin Hipotezi”, Micheal Schrage, 2014 Massachusetts Institute Of Technology,[3] https://www.mckinsey.com/business-functions/mckinsey-digital/our-insights/five-fifty-the-big-experiment 

Podera’dan haberdar olmak için e-bültene abone olun